Archive for April, 2008

Kalmah

Wednesday, April 30th, 2008

Kalmah, Finlandiyalı melodik death metal grubudur.
brutal vokal kullanırlar.
su ana kadar 5 album yayınlamıslardır.Sarkilarinda metal muziginin temelini olusturan nihilist perspektiften elestirel yaklasimi bulmak mumkundur.

bunlar :
Svieri Obraza (1999)
Swamplord (2000)
They Will Return (2002)
Swampsong (2003)
The Black Waltz (2006) tır. grubun kurucuları iki kardestir. A. Kokko Ve P. Kokko dur.

Swamplord:
1 - Alteration
2 - Black Roija
3 - Dance Of The Water
4 - Evil In You
5 - Hades
6 - Heritance Of Berija
7 - Using The Word
8 - Withering Away

They Will Return:
1 - The Blind Leader
2 - Swamphell
3 - Principle Hero
4 - My Nation
5 - Kill The Idealist
6 - Human Fates
7 - Hollow Heart
8 - They Will Return

Swampsong:
1 - Heroes To Us
2 - Burbot’s Revenge
3 - Cloned Insanity
4 - The Third, The Magical
5 - Bird Of Ill Omen
6 - Doubtful About It All
7 - Tordah
8 - Man With Mystery
9 - Moon Of My Nights
10 - Suodeth

The Black Waltz:
1 - Defeat
2 - Bitter Metallic Side
3 - Time Takes Us All
4 - To The Gallows
6 - The Black Waltz
7 - With Terminal Intensity
8 - Man Of The King
9 - The Groan Of Wind
10 - Mindrust
11 - One From The Stands

Şankara

Wednesday, April 30th, 2008

Hintli filozof, mistik ve teolog. (788?-820?)


Hayatı ve Felsefesi

Güney Hindistan’ın Kerala eyaletinde doğan Şankara Advaita Vedanta felsefe okulunun en ünlü zahit ve sözcüsü olmuştur. Tüm gerçekliğin Brahma dedidiği tek bir kaynaktan doğduğunu öne sürmüştür. Çokluk ve farklılık olarak görünen evren bir illüzyondan başka bir şey değildir. Bhagavad Gita, Upanişadlar ve Brahma Sutra yorumları Advaita Vedanta okulunun günümüzde hala önem verdiği metinler arasında yer alır.


İç Bağlantılar

  • Hinduizm


Dış Bağlantılar

  • Shankara’s Life

Boru

Sunday, April 27th, 2008

Boru, genelde tesisat yapımında kullanılan, içi boş silindir şeklinde bir malzemedir. Kullanım yerine göre seramik, plastik, metal gibi malzemelerden imal edilebilir. Boruların malzeme tipi ve imalat yöntemlerine göre değişik imalat ve ölçü standartları vardır.


Kullanım Yerleri

  • Su tesisatları
  • Gaz ve akışkan içeren tesisatlar
  • Yapı iskeleleri
  • Çelik konstrüksiyon yapı imalatı
  • Mekanik sistemlerde yapı elemanı
    • Konveyör bantlarda dönen eleman
    • Sıkıştırma elemanı
    • Rulman
  • Yapı projelerinde beton kazığı
  • Yüksek sıcaklık ve basınçlı imalat prosesleri
  • Petrokimya endüstrisi
    • Petrol kuyuları
    • Rafineri ekipmanı
  • Yüksek basınçlı kap imalatı


İmalatı

Metal boru imalatında üç yöntem kulanılır.

  • Dikişsiz borular: Çekme
  • Kaynaklı borular: Kaynak
  • Döküm borular: Döküm

Plastik borular ise genelde plastik ekstrüzyon yolu ile imal edilir.


Boru İmalatında Kullanılan Malzemeler

  • Metal borular: Siyah veya galvaniz çelik, demir, bakır, alüminyum.
  • Plastik borular: PVC, polietilen ve ABS.

Genel kullanımın dışında beton veya seramikden de borular yapılır. Genelde düşük basınçlı uygulamalarda ve tahliye sistemlerinde kullanılır.


Kaynaklar

  • Wikipedia boru maddesi

Tradisyonalizm

Saturday, April 26th, 2008

Tradisyonalizm, Tradisyonalist Ekol. Kişi veya topluluk düzeyinde ve gündelik yaşamdan bilgi anlayışına kadar pek çok alanda yönlendirici unsurun zaman ve mekanı aşan ilahi-kutsal ilkelere dayalı olması gerektiğini iddia eden felsefi ve mistik akım. Modern öncesi toplumlarda kutsal gelenek yaygın bir kabul gördüğünden ya da en azından muarız anlayışlar yaygın bir geçerlilik kazanmadığından tarihte “Tradisyonalizm” şeklinde bir düşünce ekolüne ve bu ekole mensubiyet anlamında “Tradisyonalist” şeklinde bir vasıflandırmaya rastlanmamaktır. Özellikle Aydınlanma çağı ve sonrasından başlayıp Modern döneme kadar geçen süreçte hemen her alanda tarihi ve geleneksel olandan kopuş bu kopuşu eleştiren ve kutsal kaynağından kopmayan geleneği savunan kişi ve düşünme tarzlarının ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Tarihte Tradisyonalist sıfatıyla maruf kişiler olmasına karşın özel olarak Tradisyonalizm ismiyle anılan ekolün ilk sözcüsü Fransız metafizikçi, yazar René Guénon ‘dur. Ekol, Perennializm, Perennial Felsefe veya Sophia Perennis olarak da bilinmektedir.

Tradisyonalist Ekolün diğer kurucuları Seylanlı bilgin Ananda Coomaraswamy, ve İsviçreli ressam,şair ve metafizikçi Frithjof Schuon’dur. Sözkonusu ekole mensup diğer yazarlardan bazıları; Titus Burckhardt, Martin Lings, William Stoddart, Marco Pallis, Seyyid Hüseyin Nasr, Leo Schaya, Gai Eaton, William Chittick, Rama Coomaraswamy, James S.Cutsinger, Joseph Epes Brown, Huston Smith, Osman Bakar. Ayrıca tradisyonalist fikirlerden az veya çok etkilenen Julius Evola, Mircea Eliade, Henrich Zimmer gibi yazar ve akademisyenler de bulunmaktadır.


Temel İlkeler

Tradisyonalist ekolün aşağıda yer alan bazı ilkeleri tüm yazarlarınca benimsenmekte ancak çeşitli geleneklere yaklaşımları bakımında aralarında farklılar bulunabilmektedir. Hristiyan geleneği örneğin Rene Guenon tarafından inisiyatik niteliğini tamamen yitirmiş kabul edilirken Frithjof Schuon’un bazı yazılarında aksi bir görüşe rastlanabilmektedir. Bu noktada ekole mensup yazarlar arasında Guenon’un fikirlerini benimseyenler ile Schuon’un fikirlerini benimseyenler arasında bir ayırım yapanlar dahi bulunabilmektedir.

1. Tüm otantik dini gelenekler Primordial Gelenekten neşet ettiklerinden ortodoks (sahih)turlar. Aynı, biricik kaynaktan geliyor olsalar da formları itibariyle farklılık gösteren geleneklerin zahiri boyutlarının dışında ancak deruni sezgisi gelişmiş, manevi eğitimden geçmiş kişilerce anlaşılabilen bâtıni-mistik boyutları bulunmaktadır. Asli birliği en çok tezahür ettiren de zahir değil bu bâtıni boyuttur. Ancak her biri belirli bir ilahi amaca matuf olarak gönderildiğinden dinlerin birbirleriyle eşitlenmesi veya dinlerden kimi unsurları biraraya getirerek oluşturulacak bir senkretik hareket bu ilkenin doğasına aykırı bir beşeri müdahaleyi gerektireceğinden geleneğe uygun (sahih) bir tutum olmayacaktır. Ayrıca dini konularda bireysel tavır farklılığı istenilen bir durum değildir. Bkn. Manevi Yöntem Üzerine

2. Modern “ilerleme” idealinin aksine tüm geleneklerde ifade edildiği gibi dünya,(özellikle de batı dünyası) entelektüel ve manevi düşüş içindedir. Klasik Batıda Demir Çağı, Hindularda Kali Yuga, Müslümanlarda Ahir Zaman olarak bilinen bir zaman diliminde yaşamaktayız. Bunun sonucu olarak hem entelektüel dünyada hem de gündelik yaşamda ilkeye zıt hatta ona hasmane düşünme ve yaşama biçimleri yaygınlık kazanmıştır.

3. Diğer medeniyet ve kültürlerden farklı olarak Batı dünyası Primordial Gelenekle bağını ilk tohumları ortaçağda atılan ve rönesans ve reform çağında ivmesini gittikçe arttıran gelişmelerle hızla yitirmiştir. İlke’den uzaklığı açısından batı medeniyeti diğer medeniyetlerle karşılaştırıldığında “anomalilik” arzeder. (bk. Rene Guenon, “Doğu ve Batı, Modern Dünyanın Bunalımı”)


Tradisyon-Gelenek

Tradisyonalist ekolü yazarlarının “tradisyon” kelimesiyle kastettikleri, Türkçe’de de gelenek ifadesinin karşılığı olan ve sadece tarihi bakımdan ve bir sıfat olarak geçmiş günümüze gelen bir şeyi işaret etmemektedir. Rene Guenon, tradisyon ile halk arasında az veya çok anlamı kaybolmuş adetleri birbirine karıştırmamak gerektiğini ifade ederken bu ayırıma dikkat çekmektedir. Tradisyon burada kaynağı yaratıcı ilk ilke olan ve ancak ehil kişilerin gerçek manasına nüfuz edebildiği ezoterik bilgidir. Tradisyon, insanoğlunu semaya bağlayan, tradisyonel bilimler, ayinler ve erginleme (initiatory) pratiklerinin çeşitli formlarını işaret eder.

Genel inanan kitlesi ise tradisyonun en dış ve biçimsel yönüne iştirak edebilmekte, daha öte bir anlayışa kavuşmak için “inisiyasyon” denilen erginleştirme işleminden geçmek ve tüm irade ve anlayış kabiliyetini kullanmak gerekmektedir.

Guenon, modern zihniyetin etkisiyle tradisyonel düşüncenin bazı çevrelerce kasıtlı bile olmaksızın çarpıtıldığını ve hakiki tradisyonel düşüncenin ortaya çıkarılması için nereye bakılabileceğinin bile artık bilinemediğini ve insanların, tradisyon ifadesi altında kendilerine sunulan ve özünde tradisyon karşıtı, hatalı düşünceleri kabule fazlasıyla hazırlıklı olduklarını söyler.

Guenon’un tradisyon ile ilgili dikkati çektiği bir başka nokta da modern zihniyetin tradisyon kelimesini kullanma biçimidir. Tradisyon kelimesi “adet” veya “davranış biçimi” kelimeleriyle eşanlamlı kullanılmakta ve böylelikle tradisyon daha düşük beşeri düzeyle ve derin bir anlamdan tamamen yoksun şeylerle karıştırılmaktadır. Diğer ve daha incelikli deformasyonlar da bulunmaktadır ve hepsinin ortak özelliği tradisyon düşüncesini tamamen insani düzeye indirgemesidir. Oysa insanüstü düzenden bazı unsurları içermeyen hiçbir şey gerçek manada tradisyonel olamaz.

Tradisyonu tamamen insani düzeyle ve bu düzeyin psikolojik, sosyal boyutlarıyla ilişkilendiren modern sapmanın bir başka biçimi de tradisyonun bazı şekillerini “dinler”le karıştıran, din ve tradisyonları sadece insani unsurlarla açıklamaya çalışan akademisyenlerdir.


Tradisyon ve “Dinler”

Tradisyonalist yazarlar din kelimesinden ziyade içinde dinin ilke ve uygulamaları olduğu kadar mistik ve ezoterik nitelikli bilgi ve tavırları, toplumsal kaideleri vs. gibi çok daha geniş bir alanı kapsayan tradisyon kelimesini kullanmaktadırlar. Rene Guenon kökü ilkeye dayanan tradisyonun uzakdoğu tradisyonunun bazı kollarında olduğu gibi mutlaka dini bir biçim altında varlığını göstermesinin gerekmediğini çok net bir şekilde dile getirmiştir. Din, tabiri bu okulun yazarlarınca ezoterik bilgi değil daha çok zahiri, dışsal kulluk tavrını ifade eden bir kullanım kazanmış görünmektedir. Tradisyonalistler her dinin temel inanç ilkelerinin kutsal bilginin bazı farklı cephelerini gösterdiğini ve bu sebeple de kişilerin kendi dahil oldukları itikatları sebebiyle hemen reddetmelerinin doğru olmadığı görüşündedirler. Seyyid Hüseyin Nasr gibi bir müslüman tradisyonalist örneğin Hristiyanlığın üçlük ilkesinin kutsal bilgi evreninde bir yeri olduğuna ve bu sebeple sırf diğer dinlerin itikatlarında bulunmadığı için hemen reddedilmesi veya üçlük ilkesinin kaldırılmasının doğru olmadığını kabul etmektedir. Buna göre Tanrı’nın kendisini farklı yollarla, farklı dini dünyala izhar etmekte ve bu durumda İsa’nın İslam ve Hıristiyanlık’taki iki değişik tasvirinin ikisi de doğru olmaktadır. Bakınız;Dinler ve Mutlak Hakikat Kavramı-Seyyid Hüseyin Nasr ile söyleşi

Hristiyanlığın kendisine inananları kurtaran bir din olarak değil ve fakat ezoterik bilgiye ulaştıran inisiyatik bir yol olarak geçerli olup olmadığı hakkında ise tradisyonalizmin kurucu yazarları Rene Guenon ile Frithjof Schuon arasında farklılık bulunmaktadır. Rene Guenon Hristiyanlığın kutsal sembollerini günümüzdeki din adamları asıl anlamlarını bilmiyor olsa da içeren tek mezhebin Katoliklik olduğunu kabul etse de Hristiyanlığın inisiyatik karakterini hâlen korumadığı ve sembollerin asıl anlamlarının çoktan unutulduğunu belirtir. Frithjof Schuon için ise Hristiyanlık özellikle Ortodoks Hesikast gelenekte ve hatta Guenon’un reddetmesine rağmen Protestan mistik yollarda inisiyatik niteliğini devam ettirmektedir. Schuon ile ilişkili olan tradisyonalist yazarlar onun bu görüşünü kabul etmekteyken Guenon’u takip eden tradisyonalistler ise Guenon ile mutabık bir şekilde Hristiyanlığın inisiyatik niteliğini yitirdiğine kanidirler. Guenon için Hinduizm, İslamiyet, Taoizm ve Budizm inisiyatik niteliğini korumakta ve fakat Hinduizm bir Hindu kastında doğmamış olanlara kapalı, Taoizm ise ulaşılamazdır. Ancak her halükarda Guenon bile inisiyatik erdiriciliğini kabul etmese de Hristiyanlığın genel inanan kitlesi için bir kurtuluş yolu olduğunu reddetmemiş, kendisi tasavvuf yolunu seçmekle birlikte eserlerinde tasavvufun tek geçerli inisiyatik yol olduğunu ifade eden tek bir satır bile kaleme almamıştır. Bu sebeple Martin Lings’in tanıklığıyla Guenon’un okuyucuları onun tasavvuf yolundan giden bir müslüman olduğunu ancak ölümünden sonra öğrenmişlerdir.

Guenon ezoterik mesajını Batı’ya Hinduizmin kavramlarını kullanarak aktarmayı tercih etmiştir. Martin Lings, Guenon’un bu yolu tercih edişinin sebebini Hinduizmde ezoterik ve egzoterik alanlar arasında hakikati örtecek denli bir ayrılık olmayışı ve doğrudanlığında göstermektedir. Bakınız;René Guénon by Martin Lings


Tradisyonalizme Yönelik Eleştiriler

a) Olumsuz Eleştiriler

Kimi yazarlar Tradisyonalist ekolü, savundukları gelenekler ve dinlere aykırı olarak ve her ne kadar dinlerin zahiren değil ezoterik yönleri itibariyle “birlik”lerinden bahsediyor olsalar da “dini çoğulculuğu” savunduğu, eklektik hatta kökeninde Tradisyonalistlerin karşı çıktığı okült akımların yer aldığı modernist bir yapı arzettiği ve modernizm i eleştirdiği halde modernite yerine herhangi bir alternatif sistem getirmediği şeklinde eleştiriler yöneltilmiştir. Diğer bir eleştiri de Tradisyonalistlerin gelenek içerisindeki beşer kaynaklı unsurlar ile kutsal nitelikteki unsurların arasını ayırmamaları ve toptan bir yaklaşım sergiledikleri yönündedir.

Tradisyonalizm eleştirmenleri arasında isimleri en çok geçen iki kişi Mark Sedgwick ile Mahammad Legenhausen’dir. Kahire Amerikan Üniversitesinde görevli akademisyen Mark Sedgwick konuyla ilgili eleştiri ve değerlendirmelerini “Against Modernity: Western Traditionalism and Islam” adlı kitapta toplamış, ayrıca bazı makalele ve röportajlarıyla da görüşlerini açıklamıştır -bkz.
Traditionalism: René Guénon’s legacy today-Interview- ve halen İran Akademisinde din felsefesi ve din bilimleri üzerine ders veren Muhammad Legenhausen de yazdığı ve başlığı “Why I am not a Traditionalist”olan makalesiyle Tradisyonalist ekolü ve iddialarını eleştirmiştir.

Geleneksel müslüman çevreler tradisyonalizmi, ayet, hadisler ve geleneksel fıkıh mezhepleri açısından eleştirmiş ve dinlerin aşkın birliği yaklaşımının İslam ile uyuşamayacağını öne sürmüşlerdir. Kendisi de sonradan İslamiyete girmiş ve Guenon gibi Şazeli tarikatına mensup olan Nuh Ha Mim Keller, Tradisyonalistlerin tüm dinlerin evrensel manada geçerliliğine ilişkin iddiaları ele aldığı yazısında ne İbn Arabi gibi sufilerde ne de geleneksel İslam’daki mezhep imamlarında böyle bir görüşe dayanak bulunamayacağını ifade etmektedir. Yazı için bkz. On the validity of all religions in the thought of ibn Al-’Arabi and Emir ‘Abd al-Qadir

Aynı şekilde geleneksel Hristiyan çevreler de kilise dışında kurtuluş olduğunu kabul etmeyerek dışlayıcı (exclusivist) bir tutum takınmakta ve Perennial Felsefeye karşı çıkmaktadırlar. İnhisarcı (inclusivist) olan Hristiyanlar ise ancak Mesih’i bilmeyenler için kurtuluşun sözkonusu olabileceğini kabul etmektedirler. İsa Mesih dışında bir kurtuluş yolu olmadığını kabul eden Roma Katolik Kilisesi ise II. Vatikan konsülü sonrasında inhisarcı bir tutum seçmiştir. Bunun için bknz. Christianity and Perennial Philosophy

b) Olumlu Eleştiriler

Tradisyonalizme teolojik açıdan getirilen eleştirilerle birlikte Tradisyonalist yazarların dikkat çektikleri bazı noktaların önemli olduğu kabul edilmektedir. Bunlardan ilki modernizm eleştirisidir diğeri de modernite etkisiyle geleneksel dinlerin yorumunda oluşan dönüşüm ve geleneğin değer ve anlamının kaybıdır . Tradisyonalistler tarihi ve modern dinler ve tarihi ve modern mistik yollarla ilgili “otantiklik” problemini incelemişlerdir. Otantikliğin neyi ifade ettiği, tarihi dinlerin kendi bünyelerinde ve diğer dinlerle karşılaştırıldığında otantikliği ve modern spiritüel hareketlerin otantikliği gibi konular önde gelen Tradisyonalist yazarlarca (özellikle Rene Guenon, Frithjof Schuon ve Ananda Coomaraswamy) derinliğine ve özgün bir hermenötik metodolojiyle incelenmiştir.

Tradisyonalist yazarların ekserisinin batılı oluşları ve batı literatürüne hakimiyetleri, batı ülkelerinin yaşadıkları sorunları yakından müşahede etmeleri bu noktada batı medeniyetine güçlü eleştiriler getirmelerini olanaklı kılmıştır. Tradisyonalizmin genellikle eleştirilmeyen ikinci yönü de modern, küresel ekonomi-politiğin etkisi altındaki dinsel dönüşümlere ve dini oluşumlara karşı mesafeli bir duruş kazandırmasıdır. Sosyolojik perspektifler ve post-modern çoğulcu yaklaşımlar nevzuhur dini oluşumları sadece toplumsal işlevleri, bireylerin kendilerini ifade etme biçimleri ve sadece “insan hakları” açısından yaklaşımlarda bulunmalarına karşın tradisyonalistlerin bu oluşumlara karşı tutumu son derece keskin bir şekilde reddiyecidir.


İslam Dünyası ve Tradisyonalizm

Tradisyonalist okul ile karşı karşıya gelen ilk müslüman ülke İran’dır. Bunun en
önemli ve belki de başlıca sebebi Frithjof Schuon’un izinden giden ünlü müslüman
Tradisyonalist ve akımın yaşayan en önde gelen temsilcisi Seyyid Hüseyin Nasr’ın
anavatanı oluşudur. Nasr’ın İslam devrimi öncesinde Şah ile iyi ilişkileri ve İran
Felsefe Akademisi’nin başında bulunuşu devrim sonrası mollaların Nasr ile arasını
bozmuş ve ülkesine girmesi yasaklanmış olsa da Nasr’ın çalışmaları Tradisyonalizmin
ülkenin entelektüelleri arasında tanınmasına yol açmıştır.
Nasr’ın akademisinin ilk üyelerinden olan Daryuş Şayegan İslam devrimi sonrasında
ülkesini terketmiş ve Fransa’ya yerleşmişti. Şayegan 1960′ların sonunda herhangi bir
geleneksel toplumun var olup olmadığını araştırmak amacıyla Sanskritçe çalışmış ve
Hindistan’a seyahat etmişti. Seyahatları sonucunda herhangi bir geleneksel toplumun
olmadığını sadece modernliğe yönelik geçiş aşamasında uygarlıkların bulunduğu sonucuna
varmış ve liberaller arasına katılmıştı. Ancak tradisyonalizme yönelik ilgi İran
entelektüelleri arasında var olmaya devam etmiş ve 1990′ların ortalarında Guenon,
Schuon, Nasr, Burckhardt ve Lings gibi tradisyonalist yazarların eserleri Farsça’ya
çevirilmişti.

Arap dünyasında genel olarak Tradisyonalizme kayıtsız kalınmış olmakla birlikte
Cezayir ve Fas gibi bazı Kuzey Afrika ülkelerinde birkısım entelektüellerin manevi
arayışları için bir seçenek olmuş ancak genel toplum katında önemli bir etki
bırakmamıştır. Küçük bir grup Cezayirli entelektüelin Guenon’u okuyuşu yaklaşık 1967
yıllarına kadar geri gitmektedir. Cezayir’in önde gelen entelektüellerinden Raşid bin
İsa modernizme yönelik eleştirilerinin merkezinde tradisyonalist analizleri
yerleştirmiştir. Raşid bin İsa Tradisyonalizmin eğitimli kitleyi İslamiyete
döndürmekte yardımcı olacağını ancak eğitimsiz veya az eğitimli kitlenin ise
tradisyonalizmi muhtemelen yanlış anlayacağını ve onu islam dışı ve hatta İslam
karşıtı görebileceğine dikkati çekmiş ve bu sebeple Tradisyonalistlerin eserlerinin
Arapça’ya çevrilmesine karşı çıkmıştır.

Cezayir’e göre daha rahat politik ve ekonomik koşulları olan Fas’da ise Tradisyonalizm
daha başarılı olmuş ve 1960′larde frankofon çevrelerde Guenon tanınan biri haline
gelmişti.

Türkiye’de ise Tradisyonalizm diğer ülkelerdeki gibi bir yapılanma içerisine girmemiş,
Tradisyonalist bir grup, organizasyon oluşmamış bunun yerine Yeryüzü Yayınları, Ağaç Yayıncılık, İnsan Yayınları ve İz Yayıncılık gibi yayınevlerinin geniş çeviri çalışmalarıyla Tradisyonalist yazarların
eserleri Türkçe’de de ulaşılabilir hale gelmiştir. Türkçe’de ilk Tradisyonalist
metin 1979 yılında Guenon’un “La tawhid” adlı makalesinin Kubbealtı Akademi
Mecmuası’nda Mustafa Tahralı tarafından yapılan çevirisiyle yayınlanmıştır. Tahralı
1960′lı yıllarda Paris’deyken Guenon’un varlığını öğrenmiş ve tradisyonalist yazar
Michel Valsan’ın oğlu Ahmed Valsan ile temas kurmuştur. 1973 yılında Sorbonne’da
doktora tezini verdikten sonra Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde göreve
başlamış ve fakültenin tasavvuf bölümünün başına geçmiştir.

Rene Guenon’un Türkçe’ye ilk çevrilen kitabı ise [Yeryüzü Yayınları] tarafından 1979 yılında yayınlanan Modern Dünyanın Bunalımı’dır (Çeviren: Nabi Avcı). Yeryüzü Yayınları, Modern Dünyanın Bunalımı’ndan sonra, 1980 yılında Guenon’un Doğu ve Batı (Çeviren: [Fahrettin Arslan]) adlı eseriyle Martin Lings’in Antik İnançlar Modern Hurafeler (Çevirenler: Nabi Avcı-[Ufuk Uyan]) adlı eserini yayınlamıştır. Yeryüzü Yayınları tarafından 1982 yılında da Martin Lings’in Yirminci Yüzyılda Bir Veli (Çevirenler: [Ufuk Uyan]-[Bekir Şahin]) adlı eseriyle Seyyid Hüseyin Nasr’ın İnsan ve Tabiat (Çeviren: Nabi Avcı) adlı eserleri yayınlanmıştır.

Türkiye’de en popüler Tradisyonalist yazar Seyyid Hüseyin Nasr olmuştur. Öyle ki
Nasr’ın kendi anadilinde yayınlanan ve İngilizce’ye çevrilmeyen kitapları bile
Türkçe’ye çevirilmiştir. Nasr’ın Türkiye’de diğer tradisyonalist yazarlardan daha
fazla tutulmasının muhtemel sebeplerinden biri onun diğer yazarlardan daha çok
İslamiyet üzerinde durması olduğu düşünülebilir.

Türkiye’de daha az felsefi ve daha çok İslami vurgusuyla sunulmakla birlikte
Tradisyonalizm Kuzey Afrika ve İran’dan çok daha fazla İslam dışı olduğu iddiasıyla
eleştirilmiştir. Tradisyonalistlerin eserlerinin Fas ve Cezayir’de Fransızca bilen bir
kesim tarafından okunmasına karşılık Türkiye’de aynı eserlerin geniş bir kitle
tarafından Türkçe’de okunabilmesi sözkonusu eleştirilerin daha güçlü yapılabilmesine
imkan tanımıştır. Bunun en belli başlı örneklerinden bazıları arasında İslamcı
hareketle ilişkili olan Zübeyir Yetik adlı gazetecinin 1992′de yayınladığı İnsanın
Yüceliği ve Guenoniyen Batınilik adlı eser ve Haksöz adlı dergideki bazı makaleler yer
almaktadır.

En geniş müslüman topluluklarına sahip olan Rusya’da ise Tradisyonalizm Dugin’in
Avrasyacılığındaki gibi öncelikle politik olarak algılanmıştır. Gaydar Cemal sol
Pamyat’ı Alexandr Dugin ile birlikte terketmiş ve 1990 yılında Ahmet Kadı Aktaev tarafından
Astrakhan’da 1990′da kurulan İslami Rönesans Partisinin (PIR) kurucu üyelerinden biri
olmuştur. PIR’ın yayın organı Tevhid’in editörü ve Moskova’daki araştırma merkezinin
müdürü olan Cemal dergide İslamiyeti Tradisyonalist terimlerle analiz etmiş ancak
diğer tradisyonalistlerde görülmeyecek şekilde bir tarih perspektifini de bu analizine
eklemiştir. Julius Evola’nın etkisinde kalan Cemal’e göre otantik İslam konformist
değildir ve hayati karakterini, muhalefet, özdeşleşmemek, uyuşmazlık oluşturur. Bir
Hristiyan için Tanrı hiper-konformizmle eş anlamlı olsa da İslam Tanrı’nın
‘konsensus’a indirgenmesine karşı bir protestodur. Bu nedenle İslam kişinin kendisini
tanrılaştırmasına ve profan elitciliği de içeren dünyanın kötülükleriyle savaşır. Pek
çok kişi için aşırı bulunan Tradisyonalist İslamcılığın temsilcisi olan PIR 1992′de
Yeltsin ile ve onun Rusya demokrasisi projesiyle tüm ilişkilerini koparmıştır.


Yararlanılan Kaynaklar


İnternet Sayfaları

  • Wikipedia-Traditionalist School
  • Tradition and Traditionalism
  • Why I am not a Traditionalist
  • On the validity of all religions in the thought of ibn Al-’Arabi and Emir ‘Abd al-Qadir
  • Universal Validity of Religions and the Issue of Takfir
  • Shakespeare and Islam
  • Islam and Religious Pluralism
  • Ezeli Hikmet ve Din İlmi
  • Christianity and Perennial Philosophy
  • Rene Guenon-Wikipedia
  • Manevi Yöntem Üzerine
  • Vahyin Çeşitliliği
  • Dini Sınırları Aşmak
  • Haksöz-Tasavvuf Müslümanlara Ne Getirdi?
  • Dinler ve Mutlak Hakikat Kavramı-Seyyid Hüseyin Nasr ile söyleşi
  • René Guénon by Martin Lings


Kitaplar

  • Rene Guenon, Introduction générale à l’étude des doctrines hindoues, 1921
  • Rene Guenon, Hristiyan Mistik Düşüncesi, çev. İsmail Taşpınar, İnsan Yayınları, 2005.
  • Frithjof Schuon, Christianity/Islam, World Wisdom Books, 1985
  • Mark Sedgwick, Against the modern world : traditionalism and the secret intellectual history of the twentieth century, New York : Oxford University Press, 2004.


Konuyla İlgili Bazı Kitaplar

Ranjit Fernando (Editör) - The Unanimous Tradition-Essays On the Essential Unity of All Religions

Harry Oldmeadow - Traditionalism: Religion in the Light of the Perennial Philosophy

Harry Oldmeadow - The Betrayal of Tradition : Essays on the Spiritual Crisis of Modernity

Mark J. Sedgwick - Against the Modern World: Traditionalism and the Secret Intellectual History of the Twentieth Century

Hüseyin Yılmaz - Ezeli Hikmet (İnsan Yayınları)


Ayrıca bakınız

  • Perennial Felsefe
  • Ezeli hikmet


Türkçe Bağlantılar

  • Mor’a Doğru
  • mor’a doğru:gelenek üstüne
  • Tradisyonalizm


Yabancı Dildeki Bağlantılar

  • Religio Perennis
  • Regnabit
  • Projet Rene Guenon
  • Sophia Perennis
  • Sacred Web
  • Frithjof Schuon
  • James Cutsinger
  • The largest Buddhist and metaphysics site on the Internet
  • Traditionalist Texts
  • Textos Tradicionales (En geniş Tradisyonalist site)
  • Traditional Material on the Internet
  • Christianity and Perennial Philosophy
  • A critique of Against the Modern World by Mark Sedgwick
  • Batı’da Sufizm Meselesine Toplu Bakış
  • René Guénon: influence en Iran et en Turquie
  • Gelenekçilik: Rene Guenon’nun Bugüne Mirası - Mark Sedgwick ile Görüşme
  • Review by Paul Mazgaj
  • Traditionalism, the Perennial Philosophy, and Islamic Studies
  • Traditionalists.org
  • Il tradizionalismo. O la moderna, modernissima anti-Modernità


Eleştiriler

  • “Gnosticism” and “Traditionalism” as Weapons of Disinformation
  • On the validity of all religions in the thought of ibn Al-’Arabi and Emir ‘Abd al-Qadir
  • Universal Validity of Religions and the Issue of Takfir
  • Western Sufism and Traditionalism
  • Why I am not a Traditionalist


Yayınlar

  • Fons Vitae
  • World Wisdom Books
  • Vincit Omnia Veritas
  • İnsan Yayınları
  • İz Yayıncılık

MIDI

Friday, April 25th, 2008

MIDI (Musical Instrument Digital Interface), elektronik müzik aletleri ve bilgisayarlar arasında gerçek zamanlı veri alışverişini sağlayan, endüstri standardı haline gelmiş yaygın bir iletişim protokolü.

MIDI protokolünde ses verisi değil, temel bazı değişkenlere ilişkin sayısal bilgiler aktarılır; nota bilgileri, enstrüman atamaları, tempo değeri gibi bilgiler bunlardan bazılarıdır. 1983 yılında temelleri atılan protokol daha sonra önemli derece bir değişikliğe uğramadı. Bu rağmen MIDI, müzik endüstrisinde yaygınlaşarak kullanımına devam edilmiş ve endüstri standardı haline gelmiş bir protokoldür.


Tarihi

1970′li yılların sonunda elektronik müzik aletleri hızla yaygınlaştı ve fiyatların düşmesiyle daha geniş kitlerlerce alınabilir hale geldi. Ancak bu cihazların büyük bir bölümü birbiriyle uyumlu değildi; bu nedenle birlikte kullanılmaları mümkün olmuyordu.

Bu dönemde kullanılan bazı arabirimlere ait özellikler :

  • Çeşitli standartlarda analog kontrol voltajları ( her oktav için 1 volt veya volt başına hertz logaritması)
  • Analog zamanlayıcı; tetikleyici (trigger) ve geçit (gate) sinyalleri (-15 ile +15 volt arasında pozitif “V-trig” ve negatif “S-trig” değerleri)
  • Roland Corporation tarafından patentli DCB (digital control bus) ve Yamaha’nın Keycode sistemleri gibi dijital sistemler.

1981 yılında Dave Smith sözkonusu soruna bir çare bulmak amacıyla Audio Engineering Society’ye sunduğu bir makalede MIDI standardının ilk adımlarını atmış, önerinin büyük ilgi görmesi üzerine protokol Ağustos 1983′te MIDI Specification 1.0 ismiyle yayımlanmıştır.


Genel bakış

MIDI standartlarını resmi düzeyde geliştiren ve yayımlayan kurumlar Los Angeles, ABD’deki MIDI Üreticileri Birliği (MIDI Manufacturers Association - MMA) ve Tokyo, Japonya’daki Elektronik Müzik Endüstrisi Birliği MIDI Komitesi (MIDI Committee of the Association of Musical Electronic Industry - AMEI)’dir. Tüm standartlar bu kurumların ortaklaşa çalışmasıyla belirlenmektedir. MIDI için ana başvuru kaynağı “The Complete MIDI 1.0 Detailed Specification” adlı dokümandır. Bu dokümanın son sürümü olan 96.1 sadece MMA veya AMEI’den (ingilizce veya japonca) temin edilebilmektedir.

MIDI Show Control (MSC) protokolü (Real Time System Exclusive alt setlerinden biri) ise MMA tarafından onaylanmış bir başka endüstri standardıdır. 1991 yılında kabul gören bu protokol gerek canlı gerek stüdyo ortamlarındaki medya kontrol cihazları ve gerek bu cihazlarla bilgisayarlar arasındaki iletişimini sağlamak amacıyla geliştirilmiştir. MIDI’nin müzikle ilgili fonksiyonlarına benzer şekilde MSC de gerçek medya verilerinin değil; onlara ait tür, sıralama ve zamanlama gibi temel bilgilerin performans süresince dijital olarak cihazlar arasında dolaşımını sağlar.

Günümüzde hemen hemen bütün müzik kayıtları MIDI teknolojisinden yararlanmaktadır. Buna ek olarak MIDI, kayıt cihazların yanında, canlı performanslarda kullanılan sahne ışıkları ve efekt pedalları gibi birimlerin de kontrol edilmesine olanak sağlar.

MIDI yardımıyla birbirini kontrol eden ve sistem verisi alışverişi yapan cihazlar şunlardır;

  • Bilgisayarlar
  • Ses sentezleyicileri (Synthesizer)
  • MIDI denetleyicileri (MIDI Controller)
  • Ses kartları
  • Ses örnekleyicileri (Sampler)
  • Ritim cihazları (Drum machine)

Yeni nesil ses kartları MIDI uyumlu olmasına rağmen, kendi MIDI sentezleyicileri yardımıyla yarattıkları seslerin kalitesizliği, bilgisayarların bir MIDI enstrümanı olarak görülmesine engel oldu. Gerçekte, MIDI protokolü ile yaratılan sesin kalitesi arasında hiç bir bağlantı yoktur; kalite ses kartına, kullanılan ses örneklerine veya sentezleyicilere göre değişmektedir.


Kaynakça

Bjarne Stroustrup

Saturday, April 19th, 2008

Bjarne

Stroustrup (1950, Aarhus), bir bilgisayar bilimcisi ve Texas A&M Üniversitesi’nin Bilgisayar Bilimleri Bölümü’nün başkanıdır. Stroustrup, C++ programlama dilini geliştirmiş olması ile ünlüdür.

Stroustrup, C++ programlama dilini tasarlayıp gerçekleştirmiş ve C++ standartlaştırma kuruluna önayak olmuştur. C++’ya giriş kitabı sayılan “The C++ Programming Language (C++ Programlama Dili)” kitabının da yazarıdır.

1975′te Aarhus Üniversitesi’nin Matematik ve Bilgisayar Bilimleri Bölümü’nden mezun olan Stroustrup, doktorasını Cambridge Üniversitesi Bilgisayar Bilimleri Bölümü’nden 1979′da almıştır. Kuruluşundan 2002 yılına kadar AT&T Laboratuvarları’nın Büyük Ölçekli Programlama Araştırma bölümünün başkanlığını yapmıştır.

Muhammed

Tuesday, April 15th, 2008

Muhammed, arapça kökenli bir insan ismidir. Arapların yanısıra birçok farklı ulustan müslümanca da kullanılmış ve kullanılmaktadır.

  • Muhammed bin Abdullah - İslam peygamberi
  • Muhammed Yahya - Akit gazetesinde köşe yazarlığı yapmış olan gazeteci
  • Muhammed Suresi - Kur’an-ı Kerim’de bir sure

Nero Burning ROM

Monday, April 14th, 2008

Nero Burning ROM eski adı Ahead Software olan Nero AG yazılım şirketinin ürettiği, Microsoft Windows ve Linux işletim sistemleri üzerinde çalışabilen popüler bir disk yakma yazılımıdır. OEM paketinde genellikle CD ve DVD yakmak için Nero Express araçı bulunur.


İsim

Yazılımın adı bir kelime oyunundan gelir. CD ve DVD medyalara veri kaydetmek sıklıkla “Optik Disk Yakmak” olarak bilinir ve popüler tarihe göre Roma İmparatoru Nero, Büyük Roma Yangını’nda lir çalıp, şarkı söylemiştir. Almanca’da “Roma”, “Rom” olarak yazılır. Yazılımın adı ingilizce olsaydı,”Nero Burning ROMe” olarak yazılacaktı. Yazılım logo olarak da kendisine ateşler içinde yanan ünlü Kolezyum’u seçmişti. Artık nero yazısını logo olarak kullanıyor.


Özellikler ve Yetenekler

Versiyon 6′ya kadar Nero, diğer yan yazılımlarla beraber biraradaydı. (Nero Wave Editor, Nero ImageDrive, Nero BackItUp ve Nero Recode gibi…) Versiyon 7′den itibaren Nero Vision (DVD Authoring Araçı) Premium pakete eklendi. Bu paket şimdilerde değişik ülkelerde; “Nero” ve esas versiyon numarası ve versiyon isminin geçtiği değişik şekillerde anılmaktadır. (Örneğin, ABD’de Nero 7 Ultra Edition Enhanced ya da Birleşik Krallıklar (İngiltere) ve Avustralya’da Nero 7 Premium Reloaded) Sonuçta esas program Nero Burning ROM olarak anılmaya devam ediyor.

Nero, ISO ve NRG formatlarında CD İmaj dosyalarıyla çalışır.
Nero Burning ROM’un 7.5.1.1 sürümü LightScribe’ı ve Blu-ray Disc kaydını destekledi.


Nero StartSmart

Nero StartSmart, Nero Burning ROM 6′nın bir parçası olarak çıktı ve kullanıcıya kolaylık getirmesi amaçlandı. Sürücüye bir disk takıldığında da aktif olabiliyor.


Sürüm Tarihçesi


Nero Burning ROM

Sürüm Numarası Çıkış Tarihi Notlar
Nero Burning ROM 2
Nero Burning ROM 3
3.0.0.0 Ver. 3′ün ilk yayını.
3.0.7.1 Ver. 3′ün son yayını.
Nero Burning ROM 4
4.0.0.2 CD-ROM UDF ve UDF/ISO (Bridge) desteği eklendi. Nero Cover Editor
4.0.9.1 Windows 2000 için VQ Kodlama/Çözme, Ses Eko Filtresi ve sürükle & bırak yeni özelliklerini barındırır. Ver. 4′ün son yayını.
Nero Burning ROM 5
5.5.1.8 2001-03-21 Nero 5.5 adıyla yayınlanan büyük ölçekli bir güncellemedir. Nero Wave Editor, Advanced Nero Cover Designer, Nero MPEG1 Video Encoder, VCD / SVCD Menü Yaratma, Audio Plug-In Interface, Embedded Nero API (Application Program Interface), Nero Toolkit gibi yeni özellikleri içerir.
Nero Burning ROM 6
6.0 2003-08-22 Ver. 6′nın ilk yayını.
6.6.1.15 Ver. 6′nın son yayını.
Nero Burning ROM 7
7.0.1.2 2005-10-31 7. sürümün ilk yayını
7.5.1.1 2006-09-18 LightScribe ve Blu-ray Disc kaydı desteği.
7.5.7.0 2006-10-16 Windows Vista uyumlu.
7.7.5.1 2007-01-18 Resmi Windows Vista uyumluluğu.
7.8.5.0 2007-03-20 HD-DVD ve SecurDisc teknolojileri ve AVCHD ve BDAV formatları desteği.
7.10.1.0 2007-07-05 Son Yayınlanan Sürüm.
Nero Burning ROM 8
8.1.1.0 2007-10-04 8. sürümün ilk yayını

Proje başlangıcında bütün özelliklere direkt ulaşım, HD (Yüksek Çözünürlüklü Video) formatları desteği, Xbox 360™ ve PlayStation® 3 biçim özellikleri, Blu-ray Disc ve HD DVD yakma desteği, SecurDisc data protection desteği, Tek tıklamayla Disk Kopyalama, Windows Vista™ uyumlu grafikler.

Not: Nero AG, kendi sitesinde sürüm tarihçesi yayınlamıyor. Bilgiler 3. parti sitelerden derlenmiştir.


Nero Linux

Version number Release date Notes
Nero Linux 2
2.1.0.4b Last release of Nero Linux version 2
Nero Linux 3
3.0.0.0-beta 2007-04-19 GTK2 port, Unicode support, Blu-ray and HD-DVD burning.
3.0.0.0 2007-05-24 Latest release.


İlgili konular

  • Optik Disk Yazma/Yakma Yazılımları
  • InCD
  • Sanal Disk Sürücüleri


Dış Bağlantılar

  • Nero AG Resmi Sitesi
  • Nero Versiyonları Arşivi
  • Nero Burning Rom Alternatifleri
  • nrg2iso – GPL Linux utility for converting NRG images to ISO images

Tony Curran

Sunday, April 13th, 2008


Tony Curran; Glasgow, İskoçya doğumlu aktör. 13 Aralık 1969′da dünyaya gelmiştir. Glasgow’un bilinen R.S.A.M.D. okulu’ndan Mezun olmustur, 1.89 m Boyundaki Tony, kızıl saçlı ve mavi gözlüdür.
Aktör küçüklüğünden beri aktör olmak istedigini dile getiriyormuş: Bana çok kücükken sormuslar,
Ne olmak istiyorsun? Ben de Actor deyince soran kişi hayretler icinde kalmıs.

Şimdiye kadar bazı büyük yapımlarda yer alan Tony, şaşırtıcı bir sekilde çoğunlukla BBC’nin eski This life serisindeki küçük rolünün hatırlandığını söylüyor.
Belki de bu rolünde bir eşcinsel tesisatçıyı oynadığından kaynaklandığını söylüyor.
Alan Moore’un LXG, filminde görünmez adamı oynamak için kendisinden mavi ve sıkı bir elbise giymesini istemişler.
Tek üzüntüsünün (elbise hakkında) ise elbisenin mavi yerine yeşil olmamasi idi. Koyu bir Celtic FC taraftarı olan Tony, bunu dile getirmişti.


Filmleri

  • Red Road (2006) …. Clyde
  • (2006) …. Marcus Corvinus
  • Beowulf & Grendel (2005) …. Hondscioh
  • Flight of the Phoenix (2004) …. Alex Rodney
  • Ultimate Force …. (2002-2003)Cpl./Sgt. Pete Twamley
  • The League of Extraordinary Gentlemen (2003) …. Rodney Skinner (The Invisible Man)
  • Menace (2002/I) (TV) …. Det. Sgt. Skinner
  • Blade II (2002) …. Priest
  • The Mists of Avalon (2001) (TV) …Uther’s Captain
  • Pearl Harbor (film) (2001) …. Ian
  • On a Life’s Edge (2001)…. Michael
  • Gladiator (film) (2000) …. Assassin #1
  • The Magical Legend of the Leprechauns (1999) (TV) …. Sean Devine
  • Split Second (1999) (TV) …. Ronnie Baxter
  • The 13th Warrior (1999) …. Weath the Musician
  • Great Expectations (Film) (1999) (TV) …. Orlick
  • “Undercover Heart” (1998) (mini)… Jimmy Hatcher
  • “Touching Evil II” (1998) (mini) TV Series …. Emerson
  • Coming Down (1997) …. Gary
  • “Touching Evil” (1997) (mini)…. Emerson
  • Over Here (1996) (TV) …. Dougal
  • Nightlife (film) (1996) (TV) …. John
  • Go Now (1995) …. Chris Cameron
  • Nervous Energy (1995) …. David
  • Captives (1994) …. Spider
  • Shallow Grave (1994) …. Travel Agent
  • Being Human (1993) …. Raider


External links

  • Tony Curran Online — Resmi olmayan Fansitesi

Silicon Graphics

Sunday, April 13th, 2008

SGI, Silicon Graphics Inc. aynı zamanda SGI olarak da bilinir, 1982 yılında grafik terminaller üretmeye başlamıştır. Şirket 3 boyutlu (3D) grafikleri hızlı göstermeyi amaçlayan yazılım ve donanımları geliştirmiştir. Yazılım sektörüne en büyük katkıları arasında IRISGL üzerine geliştirilmiş OpenGL gelir. Günümüzde birçok SGI platformu MIPS işlemcileri ve IRIX işletim sistemini kullanmaktadır. Firma son birkaç yılda intel işlemcili bilgisayarlar da üretmeye başlamıştır, ve bu platformlar Linux işletim sistemi ile kullanılmaktadır. 80′li yıllarda ise firma Motorola 68000 ve 68020 işlemcili modeller de üretmiştir.